Göçmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göçmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2017 Çarşamba

Havva Engin: İğne ve Çuvaldız Meselesi

@VeliAkademisiHD - Son günlerde, Türkiye'nin Almanya ve Hollanda ile yaşadığı kriz, Avrupa'da yaşayan Türkleri bir daha ilgi odağı yaptı.

Türklerin Almanya'ya göçünün 56 yılına girilmiş bulunuyor. Halihazırda bu ülkede yaşayan Türklerin toplumdaki – örneğin iş hayatlarıyla eğitim alanlarındaki – durumlarına, bakıldığında; onların öncelikli konularının, değişik ülkeler adına lobi yapmaktan ziyade, "yetişen nesiller nasıl daha başarılı olabilirler" konusuna çözüm aranması olduğu görülüyor.

Şu an, Almanya ve Avrupa'da üçüncü kuşak eğitim sisteminde ve dördüncü kuşak yuva yaşındadır. Bu çocukların anne-babaları, göç ettikleri ülkelerde doğup, göç ettikleri ülkelerin toplumlarında, sosyal alanda saygın yer edinebilmek için çabalıyorlar.

Son yüz yılda, değişik ülkelerin göç tecrübelerine bakıldığında, en başarılı göçmenlerin, geldikleri kültürü unutmadan, kökenlerinin bireysel ve eğitimsel gelişimleri için zenginlik olduğunu görenler, aynı zamanda göç ettikleri ülkenin değerlerine sahip çıkıp, geleceklerini yeni vatanları üzerine inşa eden bireyler olduğu söylenebilir. Bunu başaran göçmenler, ayrıldıkları ve göç ettikleri ülkeler için köprü oluştururlar; iki ülke için de çok değerlidirler.

Kanaatimizce, Türkiye'den Avrupa'nın değişik ülkelerine göç etmiş insanların da ideal  görevi bu olmalı; onlar, çıktıkları Türkiye topraklarının kültürünü, dilini ve inancını unutmadan, yeni yurtlarında gelecek inşaa edebilmeliler.

Maalesef Almanya ve Hollanda'ya yönelik son zamanlardaki söylemler, ilk bakışta insanların hamâsî duygularını kabartsa da, doğru değildir – daha önemlisi – tehlikelidir ve gerçeği çarpıtmaktadır. Bu, Avrupa ülkelerinde, aşırı sağ, popülist görüşlerin olmadığı anlamına gelmez; elbette vardır – ama bu görüşler azınlıktadır. Avrupa'nın değişik ülkelerinde yaşayan Türkler ve göçmenler, yerliler de dahil – sosyal ve eğitim alanlarında – zaman zaman – dışlanmaya maruz kalıyorlar; mücadele buna karşı yürütülmelidir.

Özellikle, kimi Türk politikacıların "Türkler Müslüman olduğu için dışlanıyor" sözü, gerçekleri yansıtmıyor – ve daha üzücü olanı, bu sözler ya da yaklaşım, Türkleri kurban psikolojisine itip, sağlıklı bir şekilde çözüm üretmelerini engelliyor.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Schwäbisch Gmünd: 7 Temmuz 2015 - Prof. Dr. Havva Engin, Göçmen Ailelerde Beslenme Alışkanlıkları ve Veli Eğitimi'ni Konu Edindi

Prof. Dr. Havva Engin, 7 Temmuz 2015 günü, Baden-Württemberg Tüketici Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan, "Tarımı Destekleme Dairesi"nin Schwäbisch Gmünd’te beslenme elemanları için gerçekleştirdiği çalıştayda, "Göçmen Ailelerde Beslenme Alışkanlıkları ve Veli Eğitimi" başlıklı bir sunum yaptı.

Prof. Havva Engin, sunumunda göçmen kökenli çocukların, Alman yaşıtlarına göre daha sağlıksız beslendiğinin altını çizerek, yapılan araştırmaların bu gidişatın en kısa zamanda önüne geçilmesi gerektiğini gösterdiğini vurguladı. Sağlıksız beslenme ve buna bağlı olarak okul öncesi yaşta bulunan obezite vakıasının en yoğun şekilde Türk, Arap ve Rus kökenli aileler arasında görüldüğünü ifade etti..

Prof. Havva Engin'e göre, bu bağlamda, kreş eğitmenlerine ve ailelere sağlıklı beslenme konusunda danışma hizmeti veren görevlilere büyük görevler düşüyor. Birçok ebeveynin, çocuğunu bilmeden veya iyi niyetle onun ihtiyaçlarının dışında beslenmeye teşvik ettiği görülüyor. Yapılan çalışmalar, göçmen ebeveynlerin azımsanmayacak bir kısmının, çocuklarının tükettiği gıdaların ne kadar çok enerji içerdiğini bilmediğini gösteriyor. Keza, sınırsız şekerli içecek tüketmenin ve abur cubur diye adlandırılan ara öğünlerin, çocuklar için ne denli büyük tehlikeler arz ettiği göçmen veliler arasında pek bilinmiyor. Göçmen velilerin, bu tür beslenme alışkanlıklarının; kalp hastalıklarına, yüksek tansiyona, karaciğer yağlanmasına, kemik ve eklem erimesine kadar ciddi rahatsızlıklara yol açtığından da pek haberleri bulunmuyor.

Prof. Dr. Havva Engin, sunumunda bu alanda göçmen velilere yönelik ihtiyaç duyulan çalışmaların "kültürel farklılıkları" gözeterek yapılması gerekliliği üzerinde durdu ve uygulamaya yönelik başarılı örnekler verdi.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Mainz: 26 Haziran 2015 - Okuma Aktiviteleri ve Çokdillilik

Prof. Dr. Havva Engin "Stiftung Lesen"in davetlisi olarak, 26 Haziran 2015 cuma günü, Mainz’de öğretmenler için gerçekleştirilen "Çokdillilik Çalıştayı"nda, "Okuma Aktiviteleri ve Çokdillilik" başlığı altında bir sunum yapıyor ve akabinde çalışma grupları yönetiyor.

Prof. Dr. Havva Engin, sunumunda uygulamalı olarak, göçmen kökenli öğrencilerin beraberlerinde getirdikleri anadillerin de eğitim süreci için çok önemli yer tuttuğu savına dair örnekler veriyor.

Çalışatay esnasında son aylarda değişik ülkelerden Almanya'ya mülteci olarak gelen çocukların okula uyum durumları ve özellikle Almanca öğrenme sürecine dair ortaya çıkan zorluklar da ele alınıyor.. Elde edinilen veriler, söz konusu öğrencilerin eğitim durumlarının büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin, Güney Avrupa ülkelerinden gelen çocukların önemli bir kısmı çok az okula gidip okuma - yazmayı sökememiş durumdayken, Suriye’den gelen çocukların eğitim düzeylerin hayli yüksek olduğu görülüyor.. Sözü edilen farklılıklar, öğretmenlere öğrencilerin eğitim ve uyum durumlarını geliştirmekte büyük sorumluluklar yüklüyor.

23 Haziran 2015 Salı

Heidelberg: Prof. Dr. Havva Engin 24 Haziran 2015'te Migration | Göç Olgusunu 3. Sınıf Öğrencilerine Anlatıyor...

DAI – Deutsch Amerikanisches Institut – Erlebbare Wissenschaften – Sunum: Migration | Göç

Prof. Dr. Havva Engin, 24 Haziran 2016 günü, DAI’nin davetlisi olarak, kurumun PH Heidelberg ile yürüttüğü "Erlebbare Wissenschaften" (Bilimi Uygulayarak Öğrenmek) Projesi çerçevesinde, göç konulu bir sunum yapıyor.

Sözü edilen proje bağlamında, PH Heidelberg Eğitim Bilimlerinin değişik bölümlerinden öğretim üyeleri ve Öğretmenlik Bölümü öğrencileri, Heidelberg’in değişik okullarından katılan 3. sınıf öğrencileriyle beraber bilimsel bir konuyu teorik ve pratik olarak işliyor..

Prof. Dr. Havva Engin’in sunumu ve akabinde öğrencilerle gerçekleştirilecek çalışma guruplarının ana teması "Göç Olgusu".

Prof. Dr. Havva Engin göçü, insanoğlunun içinde bulunduğu sürekli bir durum olarak öğrencilerle işliyor. Sunumda çıkış noktası olarak, ilk insanların Afrika’dan çıkıp, değişik kıtalara göçü ele alınıyor. Onun akabinde, 18. - 20. yy arasında Almanya’dan Amerika'ya göç eden insanların tecrübelerine değiniliyor.

20. yy periyodunda, Almanya açısından en önemli göç olan, 2. Dünya Savaşı bitiminde 14 milyon Alman kökenli insanın – ki aralarında yüzbinlerce çocuğun öldüğü bir göç dalgası – Doğu Avrupa’nın değişik ülkelerinden kaçıp, bugünkü Almanya topraklarına sığınması işleniyor.

Sunumda, 1955 yılından itibaren işçi göçüyle başlayan (Gastarbeiteranwerbung) ve değişik Güney Avrupa ülkelerinden Almanya’ya gelen insanların hikayeleri konu ediliyor.

Bunun yanında, aktüel olaylar da irdeleniyor ve günümüzde savaştan kaçan göçmenlerin hangi yollardan Almanya’ya geldiği üzerinde duruluyor.

Geleceğe yönelik olarak, iklim değişikliği bazında insanoğlunu bekleyen göç dalgaları da sunumun bir parçasını oluşturuyor.

Sunumun ve çalışma gruplarının temalarının ana hedefi, göç sürecinin insanlığın daimi bir parçası olduğu göstermek ve – Almanya örneğinde olduğu – gibi, sadece göç alıyormuş olgusu oluşturan ülkelerden de geçmişte milyonlarca insanın göç ettiğini olgusunu uygulamalı anlatabilmek...

22 Haziran 2015 Pazartesi

Göçmen Ailelerde Sağlıklı Beslenme – Göçmen Çocukları Arasında Sağlıklı Beslenme

Heidelberg Üniversitesi’nin 2013 yılından itibaren yürüttüğü Motorik ABC projesi çerçevesinde Hei-MaT Prof. Dr. Havva Engin yönetiminde, Rhein-Neckar Bölgesi'nde projeye katılan yuvalarda, istek üzerine, göçmen velilere yönelik iki dilde (TR-Almanca; RUS-Almanca) sağlıklı beslenme üzerine bilgilendirme seminerleri düzenliyor.

Son yıllarda dikkati çeken gelişmelerin başında özellikle göçmen (Türkiye kökenli) çocuklar arasında obezite oranlarının ciddi şekilde artması gerçeği bulunuyor.

Seminerlerin ana konusunu, göçmen ailelerini kendi dillerinde, çocukların sağlıklı beslenmesi hakkında bilgilendirme oluşturuyor.

10 Haziran 2016 günü, "Göçmen Ailelerde Sağlıklı Beslenme" konulu seminer, Mannheim'de, Heilig Kreuz Çocuk Yuvası'nda gerçekleşti.

Seminere katılan genelde Türkiye kökenli annelerle, erken yaştan itibaren çocukların sağlıklı beslenmesi için ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiği konuları irdelendi. Bu bağlamda yapılan beslenme hataları da ele alındı ve annelere çocuk beslenme konusunda materyal dağıtıldı...

15 Haziran 2015 Pazartesi

Heidelberg: 16 Haziran 2015 - Almanya'dan Gençlerin Cihad'a Katılmaması İçin Ne Yapılabilir? | Was kann die Gesellschaft tun, damit keine Jugendlichen aus Deutschland in den Dschihad ziehen?

16 Haziran 2015 günü saat 18'de Deutsch-Amerikanischen Institut Heidelberg'in (DAI) desteği ve uzmanların katılımıyla Heidelberg'te [Interkulturellen Zentrum (4.OG), Bergheimer Straße 147, 69115 Heidelberg] "Almanya'dan Gençlerin Cihad'a Katılmaması İçin Ne yapılabilir? | Was kann die Gesellschaft tun, damit keine Jugendlichen aus Deutschland in den Dschihad ziehen?" konulu bir panel düzenleniyor.

Panelin moderatörlüğünü Heidelberg'in Uyumdan Sorumlu Belediye Başkanı Wolfgang Erichson yapıyor.

Söz konusu panelin konuşmacıları arasında Thomas Köber (Präsident des Polizeipräsidiums Mannheim), Prof. Dr. Havva Engin (Leiterin des Heidelberger Zentrums für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik, Hei-MaT), İbrahim Etem Ebrem (Fachreferent für Extremismusprävention) ve Lamya Kaddor (Islamwissenschaftlerin und Religionslehrerin) bulunuyor.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Medyada: Avrupa’daki Çılgın Türkler

18.04.2015 günü Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül, Almanya Heidelberg'de Türkiye kökenli göçmenlerin oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya Türkiye'den medya temsilcileri de iştirak etti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin politik, hukuki, toplumsal ve eğitim durumları hakkında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden bilgi alıp, Türkiye'nin bu alanlarda gerçekleştirdiği ve planladığı projeleri kısaca tanıttı.. Toplantıya, Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi | Pädagogische Hochschule Heidelberg - University of Education bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi | Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) Direktörü Prof. Dr. Havva Engin de davetli olarak katıldı. Toplantıda Prof. Dr. Havva Engin, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'a ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül'e Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli gençlerin eğitim durumlarına dair öncelikli konular hakkındaki tesbitlerini ve gözlemlerini aktardı.

Söz konusu toplantı, 28 Nisan 2015 günlü Vatan gazetesinde Murat Çelik imzasıyla "Avrupa’daki Çılgın Türkler" başlıklı yazıya konu oldu. İlgili yazıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabiliyor:

23 Nisan 2015 Perşembe

Prof. Dr. Havva Engin, 18.04.2015 günü, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'a ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül'e Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli gençlerin eğitim durumlarına dair öncelikli konular hakkındaki tesbitlerini ve gözlemlerini aktardı.

18.04.2015 günü Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül, Almanya Heidelberg'de Türkiye kökenli göçmenlerin oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya Türkiye'den medya temsilcileri de katıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin politik, hukuki, toplumsal ve eğitim durumları hakkında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden bilgi alıp, Türkiye'nin bu alanlarda gerçekleştirdiği ve planladığı projeleri kısaca tanıttı..

Toplantıya, Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi | Pädagogische Hochschule Heidelberg - University of Education bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi | Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) Direktörü Prof. Dr. Havva Engin de davetli olarak katıldı.

Prof. Dr. Havva Engin, sözü edilen toplantının soru - cevap kısmında söz alarak, Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli gençlerin eğitim durumlarına dair öncelikli konular hakkındaki şu tesbitlerini ve gözlemlerini aktardı:
  • Türkiye kökenli göçmenler, geçmiş yıllara nazaran değişik alanlarda önemli başarılar elde etmiştir. Özellikle, ekonomik olarak bir potensiyel oluşturmaktadırlar. 2. ve 3. kuşak temsilcilerinin arasından politika, bilim, spor, ekonomi ve kültür alanında başarılara imza atan insanlar yetişmiştir.
  • Türkiye kökenli göçmenler aynı dönemde, işgücü antlaşma çerçevesinde Almanya’ya gelen göçmen gruplarla karşılaştırıldığında, Türkiyeli göçmenlerin toplumsal başarı grafiği açısından henüz olmaları gereken yerde olmadıkları görülmektedir.
  • Bu gelişmenin temelinde, eğitimde yetersiz kalan katılım / başarı yatmaktadır. Bu durumun ana sebeplerinden biri, Alman eğitim sisteminin göçmen kökenli çocuklara yönelik fırsat eşitliği ve fırsat adaleti sağlayamama unsuru yatmaktadır. Eğitim sisteminde var olan bazı mekanizmalar, geçen 50 yılı aşkın süre içerisinde göçmen çocukların eğitim başarısını gerektiği ölçüde destekleyememiştir. Son on yılda, değişik bilimsel çalışmalar tarafından var olan eşitsizlik saptanmıştır ve eğitim politikalarının, eğitim kurumlarının ve eğitimin temelinde yatan mevzuatın olumlu yönde değişmesi için girişimlerin hayata geçmesi beklenmektedir. Beklenen değişimin uzun yıllar alacağı aşikardır.
  • Fırsat eşitsizliğinden en olumsuz etkilenen gruplardan biri Türkiye kökenli göçmenler ve onların çocuklarıdır. Değişim sürecinde aktif bir şekilde hakkını arayabilmek için, Türkiye kökenli aileler ve veliler acilen bilgilendirilmeli ve eğitim konularında çocuklarını nasıl destekleyebileceklerine dair, onlara sivil toplum kuruluşları tarafından kurumsal destek ve yardım verilmelidir. Almanya’da halen velilerin ve çocuklarının eğitim alanında haklarını kendilerine danışmanlık hizmetleri çerçevesinde anlatan, gerekirse eğitim merciilerinde onların haklarını takip eden sivil toplum kuruluşları mevcut değildir.
  • Almanya’da tahminen 2,8 milyon Türkiye kökenli göçmen yaşamaktadır ve bunların 500 000'den fazlası öğrenci yaşında olup, eğitim kurumlarına devam etmektedir. Bu öğrenci grubunun en önemli problemlerinin başında okulun diplomasız terkedilmesi gelmektedir. Rakamlar, eyaletler arası farklılık göstermektedir; örneğin, bazı eyaletlerde 100 öğrencinin 20’si okulu diploma almadan terk etmektedir. Bu, Almanya gibi bilgi toplumlarında, söz konusu bireylerin gelecekte mesleki hayata dair hiçbir şansları olmadığı anlamına gelmektedir.
  • Okulu, orta dereceli diploma (Realschulabschluss, Mittlere Reife) ile biteren birçok Türkiye kökenli öğrenci, dual meslek eğitimi denen, bir şirkette meslek öğrenme anlamına gelen, alanda çıraklık yeri bulamamaktadır. Çıraklık eğitimi için başvuran Türkiye kökenli 100 öğrencinin sadece 30'u dual sistemde başarılı olabilmektedir. Son yıllarda yapılan ciddi ampirik çalışmalar, Türkiye kökenli gençlerin kültürel ve inançsal aidiyetlerinden dolayı meslek eğitim yeri bulmakta zorlandığını ortaya koymaktadır. Örneğin, çok yeni olan bir araştırma çerçevesinde, araştırmacılar bir meslek eğitimi için başvuru dosyayısı hazırlayıp, bu dosyayı şirketlere bir Alman ismiyle bir de Türk ismi ile göndermişlerdir. Şirketlerden gelen cevaplar tasnif edildiğinde, Alman ismi ile gönderilen başvuru dosyası, Türk ismi ile gönderilen dosyaya göre iki misli daha fazla iş görüşmesi teklifi almıştır. Bunun akabinde şirketlerin personel şefleriyle yapılan görüşmelerde, kendilerinin Türk ismi taşıyan adayı tercih etmemelerinin ana sebebi olarak, bu grubu tanımadıkları ve daha hiç Türkiye kökenli çırak çalıştırmadıkları sonucu çıkmıştır. Araştırmalar sonuç olarak, Türkiye kökenli gençlerin okul yıllarında başlayarak, değişik şirketlerde staj yaparak, kendilerini personel şeflerine ve şirket sorumlularına tanıtmasını önermektedir. Buna karşın, Türkiye kökenli sivil toplum kurumlarının bugüne kadar bu alanda ciddi çalışmaları bulunmamaktadır. Görev olarak, acilen velilerin ve gençlerin bilgilendirileceği ve onlar adına şirketlerle bağlantıya geçecek ve gençlere yardımcı olacak kalıcı çalışmalara ve projelere ihtiyaç vardır.
  • Üniversiteye / yüksekokula başlayabilinmesi için gerekli olan lise diplomasına (Abitur, Hochschulreife) sadece az sayıda Türkiye kökenli öğrenci sahip olabilmektedir. Eyaletlere göre oranlar değişse de (% 4 ile en düşük oran Baden-Württemberg ve Bayern, en yüksek % 15 ile Nordrhein-Westfalen ve Berlin gelmektedir) – Alman öğrencilerle kıyaslandığında eğitimde var olan uçurum ortaya çıkmaktadır. Almanlar arasında lise diploması alıp, üniversiteye giden öğrencilerin oranı % 45’i geçmektedir.
  • Almanya’da 500 000’in üzerinde Türkiye kökenli öğrencinin okula devam etmesine rağmen, hiçbir eyalette Türkçe yabancı dil olarak okullarda okutulmamaktadır. Türkçe, sadece Türkiye’den gelen ve Konsolosluklar himayesinde okullarda, katılımı gönüllü olan, Türkçe ve Türk Kültürü Dersi veren öğretmenler tarafından okutulmaktadır. Bu dersin notu karneye belirleyici not olarak işlenmemektedir.
  • Sonuç olarak üçüncü kuşak göçmen çocuklar birinci kuşak olan büyükanne ve büyükbabaları ile Türkçe konuşamama durumuna gelmişlerdir. Mevcut durum böyle devam ederse, 15-20 yıl içinde Almanya’da Türkçe bilmeyen ve büyükbabaları - büyükanneleriyle konuşamayan; akrabalarıyla dil açısından iletişimi zayıflamış hatta kopmuş kuşaklar yetişmiş olacaktır. Dilin kaybolması, kültürel mirasının da kaybolmasına yol açmaktadır. Bu gelişmenin en uç noktası, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler arasında, birçok çocuğun (tahminen 600’un üzerinde) radikal İslami guruplara karışması olarak ortaya çıkmaktadır. Bütün araştırmalar, bu çocukların Türkçe bilmediğini, Türk kültüründen uzak yetiştiğini ve sergiledikleri İslam anlayışının tamamıyla Türk-İslam anlayışından farklı olduğunu göstermektedir.
Prof. Dr. Havva Engin, konuşmasının sonunda, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül'e çağrıda bulunarak, sivil toplum kuruluşları üzerinden özellik genç velilere yönelik kalıcı eğitim konularında çalışmalar ve projeler gerçekleşmesinin önemine atıfta bulundu; Türkçenin kaybolmaması için, Türkiye kökenli göçmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerin üniversitelerinde Türkçe öğretmenliği kürsülerinin açılmasının gereğinin altını çizdi.