6 Mayıs 2015 Çarşamba

Prof. Dr. Havva Engin: Çocuğun Dijital Medya Kullanmasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

[© Havva Engin] Bir süreden beri, velilerden çocuğunun dijital medya kullanmasında neye dikkat etmesi gerektiğine dair sorular ve bununla ilgili problemler ulaşıyor.

Çocuğun teknolojik araç kullanma yaşına net bir cevap vermek zordur; çünkü medya araçlarını kullanma bilinci sosyal çevreden öğrenilen bir beceridir.

Genel olarak, bilim insanları internet bağlantısı olan „akıllı telefonların“ ve „tablet bilgisayarların“ 13 yaşından küçük çocuklara verilmesinin doğru olmadığını söylüyorlar. Küçük yaştaki çocuklar, özellikle „sosyal ağlarda“ karşı karşıya kalabilecekleri tehlikeleri idrak etmekte zorlanırlar.

Çocuk, “gerçek dünya” ile “hayal dünyası”nın arasındaki farkı ayırd edebiliyorsa, onun reklam ve klipleri izlemesinde pek bir problem yoktur. Lakin, gösterilen reklam senaryosunu ve reklam kahramanlarının kurgu olup olmadığını anlamadığı zaman, sosyal problemler başgösterebilir ve bu durum onun gelişimini bir şekilde etkiler.

Örneğin, çocuk sadece ve özellikle bu ürünleri tüketmek ister, ki bazılarını fazla tüketimi sağlığı tehdit edebilir veya reklamda gördüğü kahramanlar gibi giyinmeye, konuşmaya ve davranmaya başlar. Bu da sosyal davranış bozukluklarına kadar gidebilir.

Keza, yine unutulmamalıdır ki, geçmişte en uç örnek olarak, bazı ülkelerde çocuklar örneğin, çizgi filmlerde kendilerini hayranlık duydukları kahramanlara o kadar çok kaptırmışlardır ki, camdan atlayıp, ağır ve ölümcül kazalara neden olmuşlardır.

„Elektrosmog“

Dünya Sağlık Örgütü’nün ve saygın üniversitelerin yaptığı çalışmalar, „akıllı“ diye adlandırılan değişik elektronik aletlerin yüksek dozda elektromanyetik dalga yaydığını ve bu „Elektrosmog“ adı verilen durumun özellikle küçük çocuklarının sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor.

Bu tür bir tehdit altında olan çocuklarda, baş ağrısı, konsantrasyon eksikliği, aşırı duraksız olmak ve uyumama semptomları görülüyor.

Bazı nörologlar, elektromanyetik dalgaların çocukların beyin yapısına / dokusuna da olumsuz etki yapıp, onların zeka gelişimini olumsuz etkilediği yönünde beyanda bulunuyorlar.

„Digital natives“

Yeni yetişen nesillere, bilim insanları „Digital natives“ adını veriyorlar.

Yeni yetişen nesiller, doğduklarından itibaren etraflarında bu aletleri ve onları çok yoğun bir şekilde kullanan insanlar gördükleri için, söz konusu aletleri kişiliklerinin bir parçası olarak algılıyorlar. Dolayısıyla çok erken yaştan itibaren bu tür aletleri kullanmayı öğreniyorlar.

Bir elektronik aleti hızlı ve çok kullanmak zeka göstergesi değildir; zira bu, saniyeler içinde akıllı telefonlarla mesaj yazabilen milyonlarca gencin zekasının çok gelişmiş olması anlamına gelir, ne yazık ki böyle bir durum söz konusu değildir.

Medya Araçları Bağımlılığı

Çocuklar „akıllı“ diye adlandırılan medya araçları bağımlısı olmuşlarsa, bunun birinci derece sorumlusu velilerdir; zira muhtemelen onlar çocukları bu aletlerle tanıştırıp, oynasın diye ellerine vermişlerdir.

Buradan yola çıkarak, velilerin çocuklarına örnek olup, yemek yerken veya evde aile fertlerinin birarada olduğu zaman diliminde hiçbir aleti (akıllı telefon, akıllı tablet vs.) ellerine alıp, kullanmamaları gerekir.

Akıllı telefonların tehlikesi, sürekli internet bağlantısı olup, bütün sosyal ve iletişim ağlarına açık olmalarıdır. Bu, sadece çocuklar için değil, bu tür araçları kullanan herkes için cezbedicidir. Bireye, tanıştığı / tanıdığı insanlarla sürekli iletişim halinde olması gerekliliği duygusunu oluşturur. Sonuç olarak, bağımlılığa kadar gidebilir.

Akıllı telefon veya bilgisayar vasıtasıyla, sürekli bir yerlere bağlanan, bir şeyler yazan insanlarda "konsantrasyon bozukluğu" ve "dikkatsizlik" had safhadadır. Derste, akıllı telefonu ile sürekli uğraşan bir öğrencinin dersi dinleme ve anlama oranında dramatik düşüş meydana gelir. Okuldaki başarısızlığın ana sebeplerinden biri de derste sürekli bu aletlerle çocukların meşgul olmalarıdır.

Yapılan çalışmalar, sürekli medya araçları kullanan çocukların, algısının yavaşladığını gösteriyor.

Örneğin, Almanya’da yeni yapılan bir çalışma, gençlerin günde ortalama 60-80 defa akıllı telefonlarını kontrol ettiğini ortaya koyuyor.

Bir insanın, bir konuya odaklanması için, en az 15-20 dakika konsantrasyona ihtiyacı olduğu düşünülürse; bu, çocukların hiçbir düşünceyi sonuna kadar düşünemedikleri anlamına gelir; zira yine akıllı telefona bakıp, dikkatini dağıtmış olacaktır.

Bilinçli Medya Kullanımı

Anne - baba, çocuğunun bilinçli medya kullanmasını istiyorsa, önce kendi davranışlarıyla çocuğa örnek olmalıdır:

Öncelikle, çocuğun önünde sürekli telefonla konuşup, saatlerce sosyal ağlarda bulunup, ev telefonlarıyla veya tablet bilgisayarla oyun oynamamalıdır. İkincisi, bu tip medya araçları aile hayatına ne kadar geç girerse, aile fertlerinin onlarla meşgul olma ihtimali o kadar düşer.

Veliler her zaman çocuğuna ulaşmak ve ne yaptığını bilmek ister, ki bu onların en doğal hakkıdır. Bunun için normal bir telefon yeterlidir.

Velilerin, çocuklarının bilgisayarda hangi sayfalara ve sitelere girdiğini bilmeleri gerekir; en uygunu beraber internete girmeleridir.

Birçok çocuk ve genç, anne-babadan habersiz, internette sosyal ağlarda tanımadığı insanlarla yazışıyor; onlara birçok sırrını açıklıyor. Birbirini gerçek hayatta da tanıyan iki çocuk veya genç bunu yaptığında, problem olmayabilir. Ama çocuğunuz karşısındakini tanımıyorsa, problem olabilir. Unutulmamalıdır ki, bu tür forumlar özellikle "çocuk istismarcıları ve tacizcileri" tarafından tercih edilmektedir!

Çocukların mümkünse sadece ebeveynleriyle beraber sosyal ağlarda aktif olmaları önemlidir, ki büyükler onu olumsuz durumlardan koruyabilsinler.

Küçük çocukların sosyal ağlarda sayfaları olması doğru değildir; onların gerçek hayatta arkadaş edinmeleri daha önemlidir.

Bunun yanında, çocuğa "zaman sınırı" koymak çok önemlidir.

Hergün saatlerce bilgisayar başında oturan çocuk zamanla sosyal hayattan uzaklaşıyor; gerçek hayattan kopuyor ve kendi dünyasında yaşamaya başlıyor. Özellikle Japonya’da son zamanlarda, fazla bilgisayar önünde oturan gençlerin nasıl a-sosyalleştiğini ve bunun sonucunda, hayattan koparak fobiler oluşturup, dışarıya çıkmamaya başladıklarına dair örnekler yoğunlaşıyor.

Yine, mümkünse, çocuk odasına hiçbir elektronik alet konulmamalıdır. Geceleri akıllı telefonların da odadan çıkarılması gereklidir; zira hepsi elektromanyetik dalga yaymaktadır.

Bunun yanında, bu aletler de çocuğun odasında olursa, çocuk muhtemelen ders çalışmak, kitap okumak veya oyunlar oynamak yerine, internete girip, sosyal ağlarda dolaşacaktır veya yaşına ve gelişim durumuna uygun olmayan filmler - programlar izleyebilir.

Gereğinden fazla internette zaman geçiren çocuklar ve gençlerin (günde bir saatten fazla) aileleri tarafından sınırlama konması gereklidir ve bu sınırlama ebeveynler tarafından kontrol edilmelidir. Bu, aynı zamanda, ebeveynlerinde saatlerce internette olmamaları anlamına da gelmektedir.

Şiddet İçeren Bilgisayar Oyunları

Çalışmalar, bugün için, şiddet içeren bilgisayar oyunlarının, kişiliği gelişmiş, sosyal çevresi sağlam, arkadaş ağı kuvvetli, şefkatli bir aile ortamında yetişen çocuklarda, çok fazla tahribata yol açtığını saptayamamıştır. Ama çocuk buluğ çağındaysa, arkadaşlarıyla problemleri varsa, dersleri ağır geliyorsa ve yetiştiği aile ortamı problemliyse, o zaman bu tür oyunlar çocuklar üzerinde maalesef çok olumsuz etki yapabiliyor; onları, problemlerini çözmekte şiddet kullanmaya teşvik edebiliyor.

Sanal Sohbetler

Bu durumlarda en önemli husus, çocuğun kiminle ve niçin bu tür sohbetleri yaptığını öğrenmektir.

Eğer varsa, bunu sizden saklamasının altında, korku mu yatıyor ya da sizin ilgisizliğiniz mi?

Çocuğunuz yalnız mı, arkadaşı yok mu, canı mı sıkılıyor?

Gerçek sebebini öğrenip, çocuğunuzla çözüm üretebilirsiniz.

Örneğin, çocuğunuzu bir spor klübüne, hobi kursuna yazdırabilirsiniz. Oralarda, çocuğunuz kendine uygun arkadaşlar bulabilir.

Televizyon

Uzmanlar, çocuklar için televizyon izleme saatinin bir saati geçmemesi gerektiğini öneriyor.

Televizyon dizisi, çocuğun yaşına ve gelişim durumuna uygunsa, problem yoktur; yani çocuklar kendileri için yapılmış, çocuk kanallarında (KIKA) dizilerini izleyebilir. Büyükler için hazırlanmış hiçbir dizi, çocuk için uygun değildir; zira işlenen konular onun daha tecrübe sahibi olduğu alanlar değildir. [© Havva Engin]

* Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi | Pädagogische Hochschule Heidelberg - University of Education bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi | Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) Direktörü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme